8 Kasım 2024 Cuma

NYX: Karanlığın ve Gecenin İlk Tanrıçası

 

Antik Yunan mitolojisinin derinliklerinde, evrenin başlangıcından beri var olan bir figür yer alır: Nyx. Gecenin tanrıçası olarak bilinen Nyx, sadece mitolojik öykülerin değil, felsefi düşüncelerin ve ezoterik anlayışların da temel taşlarından biridir. Homeros, Hesiod ve diğer antik metinlerde adı geçen bu tanrıça, karanlık ile ilişkili olmasının ötesinde, tanrılar ve ölümlüler dünyasına yönelik derin bir metafizik anlayışı temsil eder.

6 Kasım 2024 Çarşamba

''Demon'' kavramı ve ''Spirituel Aydınlanma'' üzerine

Bölüm 1

Kutsal Yolculuğa Başlama




“Kim dışarıya bakarsa, rüya görür; kim içeriye bakarsa, uyanır.” – Carl Jung

Bu ifade, bilgi ve anlayış arayışının içsel dünyada başladığını vurgular. Ruhun derinliklerine bakarak yeni olasılıklar keşfetmeye zorlar. Benlik ve evren arasındaki sınırların çözülmesiyle, gerçekliğin mimarı kişinin kendisi olur.

Her yolculuk, cesaret isteyen bir serüvendir. Bilinçaltı ve ruh dünyasıyla derin bir bağ kurularak, evrenin işleyişini kavramak, insan ruhunun derinliklerinden, varlığın bilinmeyen boyutlarını keşfetmeye dek uzanır. Eski bilgelik ve ruhların ışığıyla, varoluşun özü ve gerçekliğin sınırsız olanakları keşfedilebilir.

“Büyü, kendine inanmaktır; bunu yapabilirsen, her şeyi başarabilirsin.” – Johann Wolfgang von Goethe


25 Ekim 2024 Cuma

Gölge ve Çocuk

BİR ZAMANLAR, der Hans Christian Andersen,

kuzeyli, kibar, utangaç ve bilgili bir genç adam, güneydeki sıcak ülkeleri ziyarete gitmiş; güneyde güneş delice parlarmış ve gölgeler hep kapkaraymış. Genç adamın penceresinden bakınca, sokağın karşı tarafında bir ev varmış; genç adam bir gün bu evin balkonunda güzel bir kızın çiçekleri suladığını görmüş. Genç adam güzel kızla konuşmak istiyormuş, ama çok utangaçmış. Bir gece, mumunun ışığı gölgesini sokağın öbür yanına, kızın balkonuna düşürürken, gölgesine "şakacıktan", gidip o eve girmesini söylemiş. Gölge de gitmiş. Eve girip onu terk etmiş. Tabii genç adam biraz şaşırmış bu işe; ama hiçbir şey de yapmamış. Zamanla kendisine yeni bir gölge yapıp memleketine dönmüş. Gel zaman git zaman, yaşlanmış, bilgisi görgüsü daha da artmış; ama hiç başarılı olamamış. Hep güzellik ve iyilikten bahsetmiş, ama onu kimsecikler dinlememiş. Derken bir gün, orta yaşlı bir adamken, gölgesi ona geri dönmüş - zayıf, kara kuru ama pek şıkmış. Adam hemen "Sokağın karşısındaki eve gittin mi?" diye sormuş. "A, tabii," demiş gölge. Her şeyi gördüğünü iddia etmiş, ama hepsi böbürlenmeymiş bunların. Adam ne soracağını biliyormuş: "Odalar dağın tepesinden yıldızlı gökyüzünün göründüğü gibi miydi?" diye sormuş, ama gölgenin bütün diyebildiği "Tabii, tabii hepsi vardı" olmuş. Ne cevap vereceğini bilemiyormuş. Eni sonu bir gölge olduğu için giriş holünden öteye geçememiş çünkü. "Eğer kızın yaşadığı odaya kadar gitseydim, ışık beni yok ederdi," demiş. Ama gölge şantajda ve benzeri hünerlerde mahirmiş; güçlü ve vicdansız biri olduğu için adamı tamamen hâkimiyeti altına almış. Beraber yola çıkmışlar: Gölge efendi, adam da onun hizmetkârı olmuş. Yolda "her şeyi çok açık görmekten" mustarip bir prensese rastlamışlar. Prenses gölgenin gölgesi olmadığını fark ettiği için ona güvenmemiş, ama gölge, adamın aslında kendi gölgesi olduğunu, ancak ona kendi başına dolaşması için izin verdiğini söylemiş; prenses, tuhaf bir durum ama mantıklı diyerek kabul etmiş. Prensesle gölge evlenmeye karar verince, adam sonunda isyan etmiş. Prensese gerçeği açıklamaya çalışmış, ama gölge lafı ağzından alarak "Zavallıcık deli, kendisini insan, beni de gölgesi sanıyor," demiş. "Ne fena," demiş prenses. Adama acıyarak, çektiği azaptan kurtarmak için onu ölüme mahkûm etmiş. Prensesle gölge evlenirken, adam da idam edilmiş,

(Ursula Le Guin - Kadınlar, Rüyalar ve Ejderhalar)





(Prensesin, kutsal ruhu temsil etmesi ve adamın bütünlüğünü sağlaması açısından, bireyin kendini kabullenmesi ve içsel dengeyi bulması üzerine çok güzel bir analiz sunuyor.

Adamın, gölgesini reddetmesi ve içsel karanlık yönlerini bastırması, bireyin kendi kimliğini inşa ederken yaşadığı çatışmaları ve bu çatışmaların getirdiği zorlukları etkili bir şekilde yansıtıyor. Kötü yönlerin kabul edilmeden bireyin gerçek özüne ulaşamayacağı gerçeği, insan doğasının karmaşıklığını anlamamıza yardımcı oluyor. Bu durumda, gölgesi bastırılmış bir kişinin içsel yolculuğu ve bu yolculuğun getirdiği zorluklar, bireyin ruhsal sağlığı açısından oldukça önemli bir tema haline geliyor.

Eklemek istediğim bir nokta, adamın kimliğinin kaybı ile birlikte ruhsal bir boşluk veya kriz yaşamaya başlaması. Bu, birçok bireyin kendilerini kaybetme korkusuyla karşılaşabileceği bir durumu simgeliyor. Kendi karanlık yönleriyle yüzleşmeden, insanın gerçek potansiyeline ulaşamayacağı fikri, ruhsal bütünlük açısından önemli bir ders sunuyor.

Prensesin temsil ettiği tanrısal yön, bireyin ruhsal olarak kendini gerçekleştirme yolunda karşılaştığı engellerin üstesinden gelme iradesini sembolize edebilir. Adamın gölgesiyle yüzleşmesi, onun ruhsal gelişimi için bir gereklilik haline geliyor.)





15 Ekim 2024 Salı

Mother's Love (Carl Olof PETERSEN 1880-1939)

 

Bir resim ne kadar çok şey anlatabilirse, o kadar anlatıyor.

Kadınların sevgilerini ne kadar yoğun yaşadığını, adeta kör olduklarını.

Merhamet ve Adalet çemberlerinin daraldığını. 

Gerektiğinde bir canavarı bile başkalarına karşı savunabileceklerini anlatan bir resim.



P.S. Sexist değilim, erkeklerin bir çoğunda pozitif duygulardan eser yok. Ben dahil.


6 Ekim 2024 Pazar

Depressed Manic

Pazar günü halet-i ruhiyesi ile birlikte yapmış olduğum müzik.



5 Ekim 2024 Cumartesi

Gabriel, Gibrail, Djibril


Who is Gabriel?





And in the sixth month the angel Gabriel was sent from God unto a city of Galilee, named Nazareth, to a virgin espoused to a man whose name was Joseph, of the house of David; and the virgin’s name was Mary. And the angel came in unto her, and said, “Hail, thou that art highly favoured, the Lord is with thee: blessed art thou among women.” And when she saw him, she was troubled at his saying, and cast in her mind what manner of salutation this should be. And the angel said unto her, “Fear not, Mary: for thou hast found favour with God. And, behold, thou shalt conceive in thy womb, and bring forth a son, and shalt call his name JESUS.”  (Luke 1:26–31)


 The name “Gabriel” means “God is my strength” or “God is mighty.”


Sometimes, Gabriel appeared to Muhammad in the shape of different people, but on one memorable occasion Muhammad asked if he could see her as she actually was. At the appointed time, Gabriel stood with her wings outstretched, and her shape filled the entire sky. Once he saw Gabriel in a cloud, and on another occasion she dem-onstrated her power by beating six hundred wings.